‘Bizler etkin inançların Aleviliği tanımlamasına karşı çıktık’

15

TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Büyükşahin: ‘Bizler etkin inançların Aleviliği tanımlamasına karşı çıktık’

Mersin’de ‘Tek Ses Döneminde Medyaya Savaş ve Savaşın Medyası’ başlıklı bir panel düzenlendi. Panelde konuşan TV 10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, “Bizler etkin inançların Aleviliği tanımlamasına karşı çıktık. Bunu reddettik. Tek tipleşmeyi aşmak için yayın yapmayı planladık. Hiç birbirlerini tanımayan, tahtacıları, Romanları, abdalları, Kürt ve Türkmen Alevilerini tanıştırmaya çalıştık. Aleviliğin öz inancını yol erkanını tekrardan açığa çıkarmaya çalıştık.” dedi.

Mersin’de “Tek Ses Döneminde Medyaya Savaş ve Savaşın Medyası” başlıklı bir panel düzenlendi. Etkinliğe, kısa süre önce kanun hükmünde kararname (KHK) ile kapatılan TV’lerin haber yayın koordinatörleri katılırken, panelde barış dilinin önemine vurgu yapıldı.

Yenişehir Atatürk Kültür Merkezi’ndeki etkinlik 2 oturum şeklinde gerçekleştirildi. Medyanın durumu ve çözüm önerilerinin tartışıldığı panelin moderatörlüğünü barış imzacısı sözleşmesi feshedilerek üniversitedeki görevine son verilen Akademisyen Galip Deniz Altınay yaparken, Hayatın Sesi TV Yayın Koordinatörü Ercüment Akdeniz, TV 10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, İMC TV Haber Koordinatörü Faruk Eren ve Özgür Gazeteciler Cemiyeti Eş Başkanı Hakkı Boltan konuşmacı olarak panelde yer aldı.

Panel, KHK ile mesleğinden ihraç edilen Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Sinan Muşlu’nun konuşması ile başladı.

“Mücadelemiz devam edecek”

Muşlu, “15 Temmuz ve sonrası başlatılan OHAL’de, FETÖ’cülere yönelik açığa almalar ve ihraçlara, KESK üyelerini de katarak kafaları bulandırmaya çalışıyorlar. Darbeyi yapan KESK değildir. 15 Temmuz günü darbe girişiminde bulunan ne DİHA, ne Evrensel, ne TV 10, ne de İMC TV idi. İhraç edilmiş olabiliriz ama bizim mücadelemiz daha büyük motivasyon ve tempoyla devam edecek” dedi.

“Yaşananları hangi medya duyuracak?”

Çeşitli fakültelerden akademisyen ve iletişim fakültesi öğrencilerinin yoğun katılımının dikkat çektiği panelde Moderatör Galip Deniz Altınay, “İşin medya kısmına baktığımızda bugün yaşananların  sonuçlarını, yaşananları hangi medya ve nasıl duyuracak sorusunu sormamız gerekir.” ifadelerini kullandı.

Hayatın Sesi TV Program Yapımcısı Ercüment Akdeniz ise, “15 Temmuz sonrası her yerde “Bu ülkeyi darbecilere ve teröristlere yedirmeyiz” afişleri var. İronik olarak söylemek istiyorum. Biz nasıl darbeci ve teröristiz. 15 Temmuz gecesinde Köprüyü askerler tuttuğunda ben canlı yayındaydım. 10 Ekim Katliamı’nın soruşturma takibini konu alan bir programdı. Havuz medyası darbecilerin TRT’den okunan bildirisini yayınlarken biz “Ne darbe ne de tek adam diktatörlüğü” üzerinden bir yayın yürüttük. Biz girmedik. Ve sanırım bu yüzden cezalandırılıp kapatıldık” şeklinde konuştu. Çünkü Hayatın Sesi Televizyonu hem işi ekmeği için mücadeleye geçen işçileri hemde ülkenin ezilen, ötekileştirilen kesimlerin sorunlarını gösteriyordu.” dedi.

“TV 10 bir ihtiyaçtan ortaya çıkmıştır”

TV 10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ise, “Bizim Alevi toplumunun kendisini ifade edebildiği alanlar dar. TV 10 böyle bir ihtiyaçtan ortaya çıkmıştır. Bizler etkin inançların Aleviliği tanımlamasına karşı çıktık. Bunu reddettik. Tek tipleşmeyi aşmak için yayın yapmayı planladık. Hiç birbirlerini tanımayan, tahtacıları, Romanları, abdalları, Kürt ve Türkmen Alevilerini tanıştırmaya çalıştık. Aleviliğin öz inancını yol erkanını tekrardan açığa çıkarmaya çalıştık. Kapatılan tüm TV’lerin kendine has özgünlükleri var. Hayat TV mesela emekçiler, işçiler bir yerde öksürdüğünde de haberini yaptı. Bizim özgünlüğümüz de aslında böyle. Aleviler bir yerde öksürdüğünde bile ekranlarımıza taşıdık. Bunun yanında biz de Hayat TV ve İMC gibi tabii Cerattepe’de, Soma’da, Suruç Katliamı’nda canlı yayınlar yaptık. Ve aynı şekilde tabii ki biz bu yayınları yaparken sürekli baskıyla karşılaşacağımızın bilincindeydik. En sonunda 1 buçuk ay oldu nerdeyse ekranlarımız karartıldı” diye kaydetti.

“İMC çok önemli başlıklara imza attı”

İMC TV Haber Koordinatörü Faruk Eren ise, “İMC TV’nin kuruluşunda ana prensipler üzerinde yoğunlaştık. Yandaş medya devlet dilini kullanıyordu, milliyetçi, cinsiyetçi, ırkçı yayınlar yapıyordu. ‘Biz bunların tersini yaparsak başarırız’ diye düşündük. ‘Basın ilkelerini uygulayacağız’ dedik. Basın ilkelerini uygulayınca zaten bu saydıklarımı haberde kullanamazsınız. Yayın hayatımıza 1 Mayıs’ta başladık. Her gün Mor Bülten diye bir program yayınlandı. Kadınlarla veya farklı cinsel yönelimdeki insanların sorunlarını gündeme getirdik. Yine her gün Yeşil Bülten’de ekolojik sorunları gündeme getirmeye çalıştık. Kameraları, mikrofonları sesini duyuramayan insanlara çavirmeye çalıştık. Çerkesler ilk defa haftada bir program yapıyordu. Yahudi, Ermeni, Rum, Ezidi gibi topluluklara ait programlarımız vardı. İMC çok önemli başarılara imza attı. İşte bu yüzden İMC’den, Hayat TV’den, TV 10’dan korktular” ifadelerini kullandı.