‘Yandaşlar laikliği din gibi gösteriyor’

8

CHP Mersin Milletvekili Fikri Sağlar, laikliğin, hangi din ve mezhepten olursa olsun, inanan ya da inanmayanlar arasında ayrımcılığa yer vermediğine vurgu yaparak, “Laik devlet, inanç ve ibadetin güvencesidir. OHAL’i sadece, ülkenin rejimini değiştirme aracı olarak kullanmaya çalışılırsa. Bir de bakarsınız ki OHAL’in altında kalmışsınız. İşte o zaman film kopar” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Meclisi Üyesi ve Mersin Milletvekili Fikri Sağlar, ‘Gidişat kötü!’ başlıklı yazısında; yandaşların laikliği ‘din’ gibi göstermeye çalışarak, halkın arasına nifak soktuklarını belirterek, şunları söyledi:

“Laikliğin demokrasinin temeli olduğunu yaşadıkça anlıyoruz. Çokbilmiş yandaşlar, ülkede laikliğin ‘bir din’ gibi gösterilmesi için ellerinden geleni yaptılar. Hem de ahlaksızca!.. Mütedeyyinlere bile bu yalanı kabul ettirdiler. Halkın arasına nifak soktular. Yalan yanlış, kendilerinin bile bilmedikleri ve de uymadıkları bir İslam dini tarif etmeye çalıştılar. Göstermelik namazlar, şaşalı iftarlar, yandaşı zengin eden bol harcamalı cami açılışları, sıkıştıkları yerde Diyanet’in akla ve ‘İslam’a uymayan fetvaları’, yazar diye tuttukları kalemşorlarının ‘rüşvet günah değildir’ açıklamalarıyla milleti bezdirdiler.”

“ALGI YÖNETİMİ UMUDUNU KAYBETMİŞ BİR TOPLUM YARATTI”

Laik devlete yönelen saldırıya değinen Sağlar, “Her gün söylenen yalanlar, yüksek sesle bağırış çağırışlar, bakanların hırsızlığı, evlerde toplanan dolarlar, sahtekârlıklar, yetim hakkı yemeler, kaçak villalarda işlenen günahlar, insanların psikolojisini bozdu. Bu kirli yönetimde ‘ibadet ve iman’ tartışmaları, inançları zorlar hale getirdi. Sonunda tüm değerleri yok eden bu algı yönetimi, giderek umudunu kaybetmiş bir toplum yarattı. Laiklik, hangi din ve mezhepten olursa olsun, inanan ya da inanmayanlar arasında ayrımcılığa yer vermez. Laik devlet, inanç ve ibadetin güvencesidir” dedi.

“YARGI HİÇ BU KADAR SİYASİLEŞMEMİŞTİ”   

Bu anlayışın hukuk devletini de askıya aldığına dikkat çeken Sağlar, şöyle devam etti:

“Yargı tarafsız ve bağımsız olmaktan çıktı. Deniliyor ki yargı ne zaman özgürdü? Belki önceleri asker/sivil bürokrasinin vesayetinde devlete karşı işlenen suçlarda taraftı, ancak hiç bu kadar siyasileşmemişti. Bugün ise, açıktan taraf ve göstermelik dincilik yapan tek bir adama bağlı. Yasama organı bile dini ritüellere açık hale geldi. TBMM içinde yaşam biçimi adeta çağdaşlıktan uzaklaştırıldı. Konuşmalar, ilişkiler ve de görüşmeler gerçek inancın gerektirdiğinin dışında yapaylaşan bir görüntüye büründü. Devlet kurumları ve kuruluşlarına girdiğinizde Cumhuriyet’in temelinden vazgeçirilmiş bir atmosferle karşılaşıyorsunuz.”

LAİKLİĞİN OLMADIĞI YERDE DEMOKRASİ OLMAZ  

Laik olmayan bir ülkede demokrasinin olamayacağına vurgu yapan Sağlar, laik olmayan bir ülkede özgürlük, eşitlik ve insan haklarının oluşamayacağını belirterek, “Orada biat kültürü vardır” dedi.

 

LAİKLİĞE SAHİP ÇIKAN YUTTAŞLAR TUTUKLANIYOR

Yukarıdaki anlattıklarını ilk defa 12 Nisan 2015 günü yazdığını anımsatan Sağlar, “O günden bugüne kadar değişen çok şey oldu” dedi ve değişen şeyleri şöyle dile getirdi:

“İktidar laiklik ilkesini kaldırma konusunda adım adım ilerledi. Önce Meclis Başkanı, ‘Laiklik ilkesinin anayasadan çıkarılmasını’ istedi. Sonra İktidar, laik devletin var olan tüm kurallarını yok saydı. Kamudan hizmet alan yurttaşın hizmet verene karşı güven duyabilmesini sağlayan düzenlemeleri kaldırdı. Dini sembollerin taşınmasına müsaade etti. Sağlıkta, yargıda, güvenlik güçleri arasında dini ritüellerin kullanılmasına öncelik verdi. Kamu yönetimi uzmana değil ‘ulemaya danıştı.’ Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan’ fetvalar’ alındı. Mesai saatleri cuma namazlarına göre ayarladı.  Orta öğrenim okullarında öğle namazlarına katılanlara serbestlik tanındı. Eğitimde 5 gün okul, 1 gün camii yöntemini getirdi. İlköğrenimde kız çocuklarının türbanla okula gelmesinin yolu açıldı. Seçmeli derslerde çocuklar fen ve yetenek gelişmesini sağlayacak pozitif bilimlere değil, Arapça öğrenmeye zorlandı. Şimdi de, Anayasa’nın değiştirilemez maddeleri arasında bulunan ve demokratik rejimin temel ilkesi olarak duran ‘laikliğe’ sahip çıkan yurttaşlar tutuklanıyor. ‘Türkiye laiktir. Laik kalacaktır’ diyenleri, ‘toplumu kin ve nefrete yöneltiyorlar’ diyerek suçluyorlar.
Düşünün; Reina saldırısının ardından ’laiklik çağrısı’ yapan Halkevleri üyeleri Hamit Dışkaya ve Ayşegül Başar’ı, çıkarıldıkları mahkemece alelacele tutukladılar. Dahası; tüm hükümet erkânı ‘laiklik’ taleplerinde bulunanları ve ‘Reina katliamı yaşam biçimine bir saldırıdır!’ diyenleri de ‘ülkede iç savaş kışkırtıcılığı yapıyorlar’ diyerek itham etti.”